|
|
 |
Forum PRO TEURKEI: 2004 KARAR YILI! Avusturya Türk Bilim Ofisi (OTW) ile Bruno Kreisky Forum für internationalen Dialog'un ortak etkinliği.
29 Nisan 2004, 18:30
Die Türkei in Europa
Konuşmalar:
İsveç İstanbul Başkonsolosu Dr. h.c. Ingmar Karlsson Die Türkei und die muslimische Minderheit in Europa als Brückenbauer? [Türkiye ile Avrupa ilişkilerinde Avrupa’daki Müslüman azınlık bir köprü olabilir mi?]
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eski Genel Sekreteri ve Bağımsız Türkiye Komisyonu Raportörü Dr. Albert Rohan Die Türkei und die Europäische Union [Türkiye ve Avrupa Birliği]
Moderasyon: Dr. Inanç Atilgan Avusturya Türk Bilim Ofisi
Avusturya Haber Ajansı (APA)'nın haberi:
Türkiye’nin AB Üyeliği: Rohan, Avrupa Komisyonu’nun yeşil ışık yakmasını bekliyor. Türkiye’nin üyeliği, AB’ye önemli stratejik avantajlar getirir. Viyana (Avusturya Haber Ajansı - APA) – Avusturya Federal Dışişleri Bakanlığı Eski Genel Sekreteri ve şu an Bağımsız Türkiye Komisyonu Raportörü olan Albert Rohan, sonbaharda Avrupa Komisyonu’nun Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlamasını önereceğini bekliyor. Perşembe akşamı Viyana’daki bir açık oturumda "Türkiye, son yıllarda büyük reform adımları attı. Idari sistemin hemen hemen hepsi yeniden düzenlendi. İdam cezası kaldırıldı. Azınlık hakları sağlamlaştırıldı. Ordu’nun etkisi azaldı. Hukuksal alanda eksiklikler olsa da Komisyon’dan pozitif bir rapor bekliyorum!“ diyen Rohan, Türkiye’nin AB’ye üyeliğine dair en gerçekçi tarihi 2014 olarak veriyor.
Bağımsız Türkiye Komisyonu, bundan kısa bir süre önce aralarında eski devlet ve hükümet başkanları, dışişleri bakanları ve AB komiserlerinin de bulunduğu önde gelen bazı Avrupalı siyasetçilerce Brüksel’de kuruldu. Türkiye Komisyonu’nun hedefi, Türkiye’nin AB üyeliğine dair aşılması gereken sorunları ve pozitif yönleri değerlendirmek.
Rohan’a göre Türkiye’nin AB üyeliği beraberinde birçok avantaj getirir: Türkiye AB’ye büyük bir devlet olarak siyasi, ekonomik ve askeri gücünü sunar. Onun yanısıra AB’ye üye olan bir Türkiye krizden yıkılmış Orta Doğu’da sağlamlaştırıcı bir faktör olarak büyük bir stratejik öneme sahip olur. Son olarak ise, laik bir islam ülkesinin AB’ye alınması, İslam Dünyası’na demokrasi ile İslam’ın uyuşabileceğine dair güzel bir sinyal olur. Bu durumda AB, açık olduğunu ve kimseyi dışlamadığını gösterir, Orta Doğu’daki siyasi ağırlığını yükselterek ortaya koyabilir.
İsveç İstanbul Başkonsolosu Ingmar Karlsson, Türkiye’nin dışlanması ile ortaya çıkacak tehlikelere değindi. Siyaset Bilimci ve İslam uzmanı olan Karlsson, şunları söyledi: „Türkiye’nin siyaset ve ekonomideki ileri gelenelerinin büyük bir kısmı Avrupa güzergahında. Bunların kaybedilmesi, Büyük Türkiyeci ve radikal islamistler gibi AB karşıtı grupları iyice güçlendirecektir. Bunun ise bütün Kafkaslar, İran ve Irak’a çok menfi etkileri olur.“
„AB, Türkiye’nin üyeliğini kaldıramaz“ argümanı Karlsson’a göre doğru değil: „Bu argüman, 10 sene önce Doğu Avrupa ülkelerine karşı da kullanılmıştı“. Bu görüşe Rohan da katıldı: "10 yıl içerisinde sadece Türkiye değil aynı zamanda AB de değişecek. Şimdiye kadar yapısal ve tarımsal reformlarla uğraşıldı. Yakın gelecekte AB asıl adımları atmak zorunda kalacaktır.“ Göç korkusunu abartı olarak değerlendiren Rohan, „Türkiye’deki yaşam seviyesi’nin 10 yıl sonra daha da yükseleceğine, özellikle bu süre içerisinde AB içerisindeki demografik gelişmeler sonucunda 1,5 ila 3 milyon arasında iş gücüne ihtiyaç doğacağına“ inanıyor.
Hem Karlsson hem de Rohan, çoğunluğunu müslümanların oluşturduğu bir ülkenin AB’ye üyeliğini tedirginlikle değerlendirmeyi de sebepsiz buluyorlar: "Şimdi dahi Avrupa’da büyük bir islami azınlık vardır. 9 milyonluk İsveç’in 500.000’i müslümandır“ diyor Karlsson. Bunun yanısıra Türkiye’deki İslam, Almanya veya Fransa’dakinden daha ılımlıdır dendikten sonra Rohan, „Din, bir üyelik kriteri değildir ve AB en sonunda özel bir hristiyan klübü olup olmadığına dair kararını vermelidir“ diyor.
Rohan, AB nüfusunun çoğunluğunun Türkiye’nin AB üyeliği taraftarı olduğunu belirtip, sadece Avusturya, Almanya, Fransa ve Hollanda kamuoyunun üyeliğe karşı olduğunu ekliyor: "Bu ülkelerde bazılarınca Türkiye’nin olası bir üyeliğinin toplum düzenini sarsacağı korkusu yayılıyor. Eğer toplam nüfusun yüzde 14’ü toplum düzenini bozabiliyorsa, bu düzeni ayakta tutmaya ne gerek var“ diyerek konuşmasını bitiriyor Rohan.
Türkiye, 1999 Helsinki AB-Doruğu’dan bu yana tam üyeliğe aday. AB, 2002 Kopenhag doruğunda, 2004 sonuna kadar üyelik müzakerelerine dair kararını vereceğini açıkladı. Önümüzdeki sonbahardaki Avrupa Komisyonu’nun raporu, Türkiye’nin bu kriterleri yerine getirip getirmediğine ışık tutacak.
Açık Oturum Avustruya Türk Bilim Ofisi (OTW) ile Bruno Kreisky Forum für internationalen Dialog tarafından organize edildi.
ale/hf APA0034 2004-04-30/05:00
Tercüme: İnanç Atılgan
Kısa rapor:
İlişikteki metin, çok kısa bir özet olup, ileride kaydedilen konuşmaların ayrıntılı değerlendirmesi sunulacaktır.
„Avrupa’daki Türkiye“ açık oturumu Avusturya Türk Bilim Ofisi’nin inisiyatifi olan „Forum PRO TEURKEI 2004“ çerçevesinde Bruno Kreisky Forum für internationalen Dialog ve İsveç Kraliyeti Viyana Büyükelçiliği ile işbirliğinde 29 Nisan 2004, 18:30-20:00 arasında düzenlendi.
AB’nin tarihindeki en büyük genişlemesine 30 saat kala yapılan AB-Türkiye bağlantılı açık oturumun konuşmacıları Türkiye uzmanı tanınmış iki diplomattı. Hakkında Türkiye’de müspet, menfi çok yazılan İsveç İstanbul Başkonsolosu Ingmar Karlsson, „Türkiye ile Avrupa ilişkilerinde Avrupa’daki Müslüman azınlık bir köprü olabilir mi?“ konusu üzerine konuşurken Avusturya Dışişleri Bakanlığı eski Genel Sekreteri ve Bağımsız Türkiye Komisyonu Raportörü Albert Rohan ise „Türkiye ve Avrupa Birliği“ başlıklı konuşmasında ayrıntılı olduğu kadar sabit bilgiler de verdi.
Açık oturumun en önemli mesajı, her iki diplomatın da Türkiye’nin AB’ye girmesinin özellikle AB açısından ne denli önemli olduğu ve buna bağlı olarak yıl sonunda AB Konseyi’nin Türkiye’ye üyelik müzakerelerine dair tarih vermesinin gerektiğini vurgulamasıydı.
Ortadoğu uzmanı İsveçli diplomat Karlsson, Avrupa’nın kökten islamcılığı önleyebilmek ve Avrupa’daki müslümanları entegre edebilmek için mühim önlemlerin alması gerektiğini belirtip, Getto İslam’ın tehlikelerinden bahsetti. Daha çok „Avrupa İslamı“ üzerine görüşlerini bildiren Karlsson, bu bağlamda İslamın Avrupa standartlarına uyum sağladığı sürece, kabul göreceğine inandığını söyledi. Türk içsiyasetini 2001’den bu yana İstanbul’dan takip eden Başkonsolos, iktidardaki hükümetin çok hızlı bir şekilde Kopenhag kriterlerini yerine getirmekte olduğunu belirterek, İslam eğilimli AKP’nin görevini yerine getirdiğini ve bunun da İslam dünyası için bir örnek teşkil ettiğini vurguladı.
İslam’ın ya da dinin AB için bir kriter olmadığını ve AB kimliğinin din üzerine oturtulmadığını söyleyen Rohan, geleceğe dönük tabloyu şöyle çizdi: Avrupa Komisyonu, bu yıl Ekim sonuna doğru AB Konseyi’ne sunacağı raporunda, Türkiye’nin üyelik kriterlerini yerine getirmekte göstermiş olduğu başarıları övecek, aynı zamanda da eksiklikleri belirleyecek. Buna rağmen Avrupa Komisyonu raporunda, Türkiye’ye tarih verilmesini AB Konseyi’ne tavsiye edecek. 2005 baharından itibaren başlayabilecek görüşmeler 2014 tarihine kadar sürecek.
Avusturya kamuoyunun %73’nün Türkiye’nin AB üyeliğine karşı olması, AB Konseyi’nin müzakere tarihine ilişkin kararına genel tabloda menfi bir etki etmeyeceği de belirtilen açık oturumda ilginç olan, podyumun pozitif mesajlarına dinleyicilerden şüpheci karşı argümanların da gelmiş olmasıydı.
Açık oturuma dair Avusturya Radyo Televizyonu ORF iki radyo programı yayınlayacaktır. Biri 5 Mayıs 2004 saat 21:00’dan itibaren Ö1 „Salzburger Nacht“ programında, diğeri ise FM4’te yayınlanacaktır. FM4 yayın tarihi henüz belli değildir.
İnanç Atılgan, 30 Nisan 2004
Fotograflar: Ali Haydar Yurtsever
Ingmar Karlsson 1942’de Burseryd/İsveç’te doğan Büyükelçi Karlsson, 1967’de Göteborg Üniversitesi Siyasal Bilimler ve Bilim Tarihi bölümlerinden mezun olmuştur. Aynı yıl İsveç Krallığı Dışişleri Bakanlığı’na giren Karlsson, Bogota, Viyana, Şam, Amman, Pekin, Bonn’daki görevlerinden sonra Prag ve Bratislava’da Büyükelçilik yapmış ve 2001’den bu yana İsveç İstanbul Başkonsolsu’dur. Dini azınlıklar, İslam ve Avrupa üzerine birçok monografisi bulunmaktadır. Şubat 2004’de Cem Yayınlarında „İslam ve Avrupa“ başlıklı eseri Türkçe çeviri olarak yayımlanmıştır.
Albert Rohan 1936’da Melk/Avusturya’da doğan Büyükelçi Rohan, 1960’da Viyana Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olmuş, 1963’de Avusturya Federal Dışişleri Bakanlığı’na girmiştir. Avusturya’nın Belgrad ve Londra Büyükelçilikleri’ndeki görevlerinden sonra Arjantin, Uruguay, Paraguay’da Büyükelçilik görevini üstlemiş, 1996-2001 tarihleri arasında New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kabinesi Başkanlığını üstlenmiştir. Birçok uluslararası Think Thank kuruluşuna üye ve emekli olan Rohan, yazılı ve görsel basında iç ve dış siyasi gelişmelere dair yorumlar yapmaktadır. Rohan, Bağımsız Türkiye Komisyonu raportörüdür (b.www.otw.co.at/otw/index.php/t/a/160).
İnanç Atılgan 1971’de Ankara/Türkiye’de doğan Atılgan, 2003’te Viyana Üniversitesi Tarih ve Şarkiyat bölümlerinden doktorasını alarak mezun olmuştur. Avusturya Türk Bilim Ofisi kurucu üyesi olan Atılgan’nın uluslararası bilimsel yayınlarda birçok yazısı yayımlanmıştır. Kendisi, "Auf den Spuren der Osmanen in der österreichischen Geschichte" (Wiener Osteuropa Studien (14), Frankfurt am Main 2002) kitabının editörüdür.
FORUM „PRO TEURKEI“ AB-Türkiye müzakerelerine dair karar yılı 2004’e ilişkin bir Avusturya Türk Bilim Ofisi girişimi.
AB-Türkiye resmi ilişkileri 40 seneyi aşkın bir süredir devam etmektedir. 12 Eylül 1963 Ankara Antlaşması ile başlayan yoğun bağlar, Türkiye siyasetini yönlendiren bir etken olmuş, olumlu ve olumsuz yönleriyle sürüklenerek 2004 yılı dönüm noktasına dayanmıştır: Türkiye, Aralık 2004 tarihinde üyelik müzakerelerinin başlamasına dair tarihi AB Konseyi’nden açıklamasını beklemektedir. Bu tarih, Türkiye için AB ile şimdiye kadar vuku bulan ilişkilerinin geleceğini şekillendirecek bir dönemdir. Konsey, Aralık 2002 tarihinde Kopenhagen’da, 1999 Helsinki zirvesindeki görüşünü yinelemiş, Türkiye’nin Kopenhagen kriterlerini yerine getirmesine paralel olarak 2004 Aralık tarihine ilişkin hedefini şu sözlerle açıklamıştır: „Konsey, Türkiye’nin Kopenhagen siyasi kriterlerini yerine getirmiş olduğuna dair Komisyon’un sunacağı bir rapor ve tavsiyeye göre, Aralık 2004’te AB ile Türkiye arasında üyelik müzakerelerinin gecikmeden başlamasına dair kararını verecektir.“ (Continuing Enlargement. Strategy Paper and the Report of the European Commission on the Progress towards Accession by Bulgaria, Romania and Turkey, www.europa.eu.int/comm/enlargement/report_2003/pdf/strategy_paper2003_full_en.pdf)
2004, Türkiye’nin AB’ye üyeliği değil, ondan bir önceki safha olan üyelik müzakerelerinin başlaması tarihine ilişkin kararın verileceği bir yıl olacaktır.
Avusturya Türk Bilim Ofisi (OTW), bunun bilincinde olarak bir yıllık yoğun bir hazırlık safhasından sonra 29-31 Ekim 2003 tarihlerinde Viyana’da Viyana Üniversitesi ile işbirliğinde „Avusturya-Türk İlişkileri Işığında Türkiye Cumhuriyeti’nin 80 Yılı“ etkinliklerini düzenlemiş, en önemli konu olarak ta AB-Türkiye-Avusturya ilişkilerini sadece bir sempozyumla değil aynı zamanda workshop’larla da değerlendirmiş, sonuç olarak 2004 yılı için bir ön tablo çizmiştir (www.otw.co.at/otw/index.php/t/a/139).
|