|
Bağımsız Türkiye Komisyonu raporunu sundu.
Bağımsız Türkiye Komisyonu
Aralarında devlet ve hükümet başkanları, dışişleri bakanları ve Avrupa komiserlerininden oluşan bir grup siyasetçi, 31 Mart 2004’te Brüksel’de „Bağımsız Türkiye Komisyonu“nu tanıttı. Bu komisyonun görevi, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini değerlendirmek. Dr. Albert Rohan, raportör olarak seçildi.
Bağımsız Türkiye Komisyonu’nda Avusturya eski Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Albert Rohan’ın yanısıra Finlandiya eski cumhurbaşkanı Martti Ahtisaari, AB Komisyonu eski komiseri Hans van den Broek, İngiltere başbakanı Tony Blair’in danışmanı ve London School of Economics’in Dekanı Anthony Giddens, AB Komisyonu eski başkanlarından Marcelino Oreja Aguirre, Polonya eski Dışişleri Bakanı Bronislaw Geremek, Aşağı Saksonya Başbakanı Kurt Biedenkopf da bulunmakta.
Komisyonu kuranlar Türkiye’nin üyeliğine inanmış ve Avrupa kamuoyunu bu yönde etkileyebilecek kişiler. Dr. Albert Rohan’nın katıldığı bir Avusturya Türk Bilim Ofisi etkinliği için b. www.otw.co.at/otw/index.php/t/a/158
Bağımsız Türkiye Komisyonu Kuruluşu: Mart 2001 Hedefi: Türkiye’nin olabilecek bir AB üyeliğine dair değerlendirme raporu oluşturmak. Rapor Sunuş Tarihi ve Yeri: 6 Eylül 2004 Brüksel Web sitesi : www.independentcommissiononturkey.org/
Almanca rapor için cms.euro-info.net/received/_2670_Berichtdeutsch.pdf İngilizce rapor için cms.euro-info.net/received/_2675_Berichtenglisch.pdf Fransızca rapor için cms.euro-info.net/received/_2676_Berichtfrench.pdf Türkçe rapor için cms.euro-info.net/received/_2679_Berichtturkish.pdf
Komisyon Üyeleri: Martti Ahtisaari (Başkan), Finlandiya Eski Devlet Başkanı Albert Rohan (Roportör) Avusturya Federal Dışişleri Bakanlığı Eski Genel Sekreteri Kurt Biedenkopf, Saksonya Eski Başbakanı Emma Bonino, Eski AB Komiseri ve Avrupa Parlamentosu Üyesi Hans van den Broek, Eski AB Komiseri ve Hollanda Eski Dışişleri Bakanı Bronislaw Geremek, Eski Dışişleri Bakanı ve AVrupa Parlamentosu Üyesi Anthony Giddens, London School of Economics and Political Science Eski Müdürü Marcelino Oreja Aguirre, İspanya Eski Dışişleri Bakanı, Avrupa Konseyi Genel Sekreteri, AB Komiseri Michel Rocard, Fransa Eski Başbakanı, Avrupa Parlamentosu Üyesi
Rapor madde başlıkları:
Değerlendirme, sadece Kopenhag kriterleri temeli üzerine oturmuyor. Tarihi ve siyasi geniş kapsamlı bir yaklaşım içeriyor.
Sonuçta, rizikolorın kontrol edilebilirliği üzerinde duruluyor ve Türkiye’nin AB üyeliği öneriliyor.
Avrupa Komisyonu Raporu müspet sonuç içerirse müzakereler gecikmeden başlamalıdır.
Siyasi kriterlerin yerine getirilmesi, bunların uygulanmasını da içerir.
Türkiye, Avrupa ile Asya arasındadır. Kültürü ve tarihi, Avrupa’nınki ile içiçedir. Jeopolitik konumu Avrupa için çok önemlidir (Balkanlar, Orta Doğu, Güney Kafkaslar, Orta Asya).
Türkiye, Avrupa’nın güvenliği ve enerji ihtiyacı içın çok önemlidir.
Türkiye’nin askeri, ekonomik ve siyasi ağırlığı, AB için bir kazanç anlamına gelir.
Avrupa Konseyi’nin Aralık’taki kararı, Avrupa güzergahında olan Türkiye’nin üyeliği değil, üyelik müzakerelerinin başlatılması ya da başlatılmaması anlamına gelecektir.
Bu uzun sürebilecek müzakerler sonucunda hem Türkiye hem de AB değişmiş olacak.
AB’ye dahil bir islam ülkesi Türkiye, İslam Dünyası’na örnek teşkil edebilir, arada köprü vazifesi görebilir.
Türkiye’nin AB demokratik sistemine entegrasyonu, Türkiye’nin kökten dinci bir İslam devleti olması tehlikesini önleyecektir.
AB üyeliği, Türkiye’nin modern ve demokratik toplum oluşumunun devamının garantisi olacaktır.
AB-Türkiye ilişkilerindeki olumsuz bir gelişme, Türkiye’ye kimlik problemi yaratabilir, pozitif gelişmeler sona erer, geriye dönüş başlayabilir.
Türkiye, AB ve kurumlarını negatif etkilemez. AB’ye üyeleri üzerinden gelen etkide nüfus değil ekonomik güç rol oynar.
Türkiye’nin AB üyeliği, uzun yıllar sürecek mali yardım anlamına gelecektir. Mali desteğin seviyesi ise, AB finans politikası ve Türkiye’nin ekonomik durumuna bağlı olacaktır. Şu an yapılacak her türlü tahmin, spekülasyondan ileriye gidemez.
Siyasi, hukuki ve toplumsal sistemindeki değişim Türkiye için büyük ve zor bir süreç arzetmektedir. Bu değişime karşı Türkiye içinde büyük tepkiler bulunmaktadır. Bunlar küçümsenmemelidir.
Türkiye’nin büyük ekonomik potensiyali vardır.
Türkiye’den AB’ye olabilecek göç, her iki ülkenin demografik oluşumları kapsamında gerçekleşecektir. Serbest iş dolaşımı için uzun bir geçiş sürecine ihtiyaç olacaktır. Bugünkü gelişmeler ışığında, AB’nin gelecekte işgücüne ihtiyacı olacağı açıktır.
|