|
Tarih AB ile olan ilişkilerimizde de tekerrür eder mi? Türkiye’de Evet.
Osmanlı Devleti Sadrazamı Said Halim Paşa ile Avusturya-Macaristan İstanbul Büyükelçisi Pallavicini arasında 1913’teki bir görüşmeye dair:
Resimler: telgraf, Pallavicini, Said Halim Paşa.
Bu günlerde her yer ve fırsatta AB Kopenhag kriterlerini yerine getirme heyecanıyla ilgili tartışmalar ve özellikle görüş ayrılıklarına şahit olunuyor. Türkiye’de zaten AB üyeliği bağlamında cepheler bellidir. Bunlardan biri körü körüne ABci iken diğeri ise körü körüne karşıdır. İlaveten AB ile ilgisi hiç bulunmayan bir grup vadır. Bir de temel prensipte AB taraftarı olup ta AB ilişkilerinde belli bir seviyenin korunması görüşünü savunanlar vardır. İşte ben şahsen bu son gruba dahilim. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin AB güzergahını doğru buluyorum. Yalnız AB’yi geçmişteki sömürgeci Avrupa ile bağdaştırmasam da Türkiye tarafındaki tavırda geçmişteki, yani 19. asır sonu 20. asır başlarındaki Avrupa-Türk ilişkilerine bazı benzerlikler görüyorum.
Kopenhag kriterleri, her ülkenin aslında AB vesilesi olmadan yerine getirmesi gereken kriterlerdir. Buna hiç şüphe yok. Fakat bu kriterlerin yerine getirilmesi aşamasında zaman ve içerik faktörü vardır. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin 2002 Ekim seçimlerinden sonra aşırı bir süratle kriterleri yerine getirmek için kolları sıvadığı ve elde ettiği başarılardan dolayı da üzerine AB tarafından övgüler yağdırıldığı kesindir. Fakat bütün bu süratten dolayı devlet politikaları ya da devlet prensipleri önemini yitiriyor. Bir tarih alma hevesiyle kendimizi rencide ettirecek hale geliyoruz. Ondan dolayı Türkiye Cumhuriyeti’ni birkaç Avrupa parlamenterinin ağzına düşürmeyelim, ülkemizi seçim propagandasına malzeme olarak alet ettirmeyelim. Kopenhag kriterlerini yerine getirelim ama „ne pahasına olursa olsun“ düşüncesiyle değil.
Evrim teorisinin sosyal aspektine göre de toplumlar gelişmeleri sindirebildikleri derecede algılayabilir, kabul edebilirler. Cumhuriyetin ilk onbeş yılındaki çağdaşlaşma reformları, ne yazık ki, nasıl hala sorgulanıyorsa, çok aşırı bir süratle çıkartılan AB uyum paketleri de toplum tarafından kabul görmeyebilir, ayrıca her türlü sonucu göze alarak yetiştirdiğimiz Kopenhag kriterlerinden sonra AB, bir bahane olarak „tamam yasaları çıkardınız da henüz uygulayamadınız“ cevabıyla bizi kapıdan çevirebilir.
Türkiye’nin 10 asırlık bir devlet geleneği var. Bu süre Avrupa’nın çok az devletine mahsus bir özelliktir. Bu geleneğe dikkat edelim. Kendimizi yenileyelim ama yenilenmenin sürati ve getirdiklerini gözönünde bulunduralım.
Bir tarihçi olarak, güncel olaylara hep geçmişten gelen oluşumuna göre yaklaşırsınız. Bu geçmişe bağlılık anlamına gelmez ama geleceği önceden daha iyi kestirmeye yarayabilir. Ben bir tarihçi olarak ilişikteki karşılaştırmayı yapmak ve 1913 senesinden kalma bir Avusturya-Macaristan arşiv belgesinin tercümesini vermek istiyorum:
1978 Berlin Konferansı sonuçlarından biri, Osmanlı Devleti’nin özellikle Ermenilerce meskun vilayetlerde yapacağı ıslahatları kabul etmesidir. Bu ıslahatlar, Babıali’nin bütün uygulama taraftarlığına rağmen o zamanki Avrupalı Devletlerin siyasi dengeleri bozmamak için, daha doğrusu kendi sömürgecilik menfaatlerinden ödün vermemek için karşılıklı gizli oyunlarından dolayı hayata geçirilememiş, konuya müdahil her devletin en büyük payı almak için önkoşulları hazırlayana dek Osmanlı Devleti’nin parçalanıp paylaşımı önlenmiştir. Bu durum, Avusturya-Macaristan İstanbul Sefareti’nin o zamanlar Viyana’ya gönderdiği raporlarda tespit edilebilir.
İlişikteki kısa telgraf, aslında Ermeni ıslahatları üzerine olsa da bugünkü AB-Türkiye münasebetlerine ilginç bir kıyaslama olanağı tanımaktadır. Bir okuyun ve yorumunu siz yapın lütfen.
Arşiv: Avusturya Hanedan, Saray ve Devlet Arşivi, PA [Siyasi Arşiv] bölümü Belge türü: telgraf Belge dili: Almanca Tarihi: 3 Temmuz 1913 Yeri: İstanbul Yazan: Avusturya-Macaristan İstanbul Büyükelçisi Pallavicini Kime: Avusturya-Macaristan Dışişleri Bakanı Berchtold İlgi: Büyükelçi Pallavicini, Sadrazam Said Halim Paşa ile Ermeni reformlarına dair görüşmesini Viyana’ya aktarıyor.
Telgrafın Türkçe tercümesi:
„Bugün Sadrazam’la Türklerin reform planları üzerine konuşup, vasıflı Avrupalı Genel Müfettişlerle teknik denetimcilerin seçilmesi ve seçimine de izin verilmesinin gerekliliğini vurguladım.
Daha sonra Said Halim Paşa’ya yeni yasaların doğru uygulamaya konması, Genel Müfettişlerin ve diğer reform organlarının emirlerinin yerine getirilmesi bağlamında Türkiye’nin Avrupa kontrolünü kabul etmesi gerektiğini söyledim.
Sadrazam şöyle cevap verdi: Kendisi şahsen Avrupa tarafından yapılacak bir denetime karşı değil. Bunun halli Babıalı’de değil, diğer (Avrupalı) hükümetlerin konuya ilişkin uygun yöntemi bulmasında yatıyor.”
İnanç Atılgan FORUM PRO TEURKEI (www.otw.co.at/otw/index.php/t/a/161)
|