english deutsch türkce
Avusturya Türk Bilim Ofisi (OTW)
scientia unit

  OTW Hakkında    Haber ve Duyurular    Proje ve Etkinlikler    Yayınlar    Etkinlikler takvimi    baĝlantılar  

sempozyumlar
bilimsel araştırmalar
bilimsel işbirlikleri
kültürbilimsel etkinlikler
bilimsel seyahatler
fikir havuzu

Proje ve Etkinlikler / sempozyumlar
15 Aralık 2004 - 20:25
Anadolu Ajansı Haberi

OTW AB-Avusturya-Türkiye etkinliğine dair Anadolu Ajansı haberi

''AVRUPA'DAKİ TÜRKİYE: TARİH, KÜLTÜREL İZLER VE KİMLİK''.

BAĞIMSIZ TÜRKİYE KOMİSYONU RAPORTÖRÜ ROHAN: ''SERBEST DOLAŞIMDA DAİMİ KISITLAMA, BİRLİĞİN TEMEL PRENSİBİNE AYKIRI''
BAŞBAKANLIK BAŞDANIŞMANI DAVUTOĞLU: ''AVRUPA KENDİNE GÜVENSE TÜRKİYE'NİN GİRİŞİNDEN KORKMAZ''

ANKARA (A.A) - 13.12.2004 - Türk Tarih Kurumu, Viyana Diplomasi Akademisi, Avusturya-Türk Bilim Ofisi ve ODTÜ'nün katkılarıyla Türk Tarih Kurumu'nda ''Avrupa'daki Türkiye: Tarih, Kültürel İzler ve Kimlik'' başlıklı sempozyum düzenlendi. Sempozyum, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Viyana Diplomasi Akademisi'nden Elçi Gerhard Reiweger, Avusturya-Türk Bilim Ofisi'nden Kerstin Tomenendal'in açılış konuşmalarıyla başladı.
Sempozyumun açılış bildirileri bölümünde söz alan Bağımsız Türkiye Komisyonu Raportörü Büyükelçi Dr. Albert Rohan, 17 Aralık'taki kararın Türkiye için açık bir müzakere tarihini içermesi ve bu tarihin mutlaka gelecek yıl içinde olması gerektiğini söyledi.
Bununla birlikte Türkiye'ye yeni koşulların öne sürülmemesi gerektiğini belirten Rohan, serbest dolaşımın kısıtlanmasına dair bir şart konulmasının da yanlışlığını vurguladı. Rohan, böyle bir karar alınacaksa bunun, müzakere sürecinde ilgili bir konu başlığı altında belki alınabileceğini, ancak ''daimi kısıtlama" getirmenin, birliğin özgürlükle ilgili temel prensibine aykırı düştüğünü, Lahey Adalet Divanı'nın da böyle bir şeyi kabul etmeyeceğini düşündüğünü kaydetti.
Konuşmasında Kıbrıs konusuna da değinen Rohan, bu sorunun çözülememiş olmasının Türkiye'nin sorumluluğunda olmadığını söyledi. Rohan bununla birlikte, birbirini tanımayan partnerler arasında müzakere yapmanın mümkün olmadığına işaret ederek, Türkiye'nin 17 Aralık'a kadar bu konuda bir girişimde bulunmama kararını saygıyla karşıladığını, ancak yine de bu tarihe kadar bir çözüm bulmak gerektiğini belirtti.
Müzakerelerin, doğası gereği ''katılım'' müzakereleri olduğuna dikkat çeken Rohan, Türkiye'nin, jeopolitik konumu, büyüklüğü, özellikleri itibariyle farklı bir durumunun söz konusu olduğunu, bu nedenle bazı formülasyonlarla bunun hesaba katılacağı uyarısında bulundu. Rohan, Türkiye'nin bu durumu dikkate alması ve 17 Aralık kararının ''özüne'' bakması gerektiğini, önemli olanın ''müzakerelere başlama kararı'' olduğunu söyledi.
Rohan, AB'nin ''süpergüç'' olma gibi bir iddiasının bulunmadığını, sadece kendi kıtasındaki sorunları kendisinin çözmesi, başkasına ihtiyaç duymaması gerektiğini belirtti.

PROF.DR.DAVUTOĞLU-
Büyükelçi Rohan'dan sonra söz alan Başbakanlık Başdanışmanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu da konuşmasının başında Türkiye-Avrupa ilişkilerinde yöntemle ilgili bazı problemleri sıraladı. Davutoğlu, Türkiye-Avrupa ilişkilerinin ''statik 2 entete'' arasında algılanmasının yanlış olduğunu, bu ilişkilere ''dinamik ilişkiler'' olarak bakmak gerektiğini belirtti. Bu ilişkilerin ''tek yönlü, tek boyutlu'' ilişkiler değil, birçok küresel boyutu beraberinde getiren kapsamlı bir ilişki niteliği taşıdığını kaydeden Davutoğlu, bu ilişkilerin ''tek düzlemli'' olmadığını da ifade etti.
Davutoğlu, AB'nin şu an, ''kıtasal bir entete olarak kalacak mı? Yoksa küresel güç olmaya karar verip, bunun getireceği zorlukla yüzleşecek mi?'' şeklinde çok ciddi bir soruyla karşı karşıya olduğunu kaydetti.
Avrupa'daki bir entetenin ''kıtasaldan küresele'' geçmek istemesi halinde, ''çok kültürlülük ve Asya ile stratejik bağlantıları'' hayata geçirmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, tarihten buna yönelik örnekler verdi.
AB'nin 17 Aralık'ta Türkiye'ye ilişkin olarak, ''ya vizyon ya da risk temelinde bir karar alacağını'' belirten Davutoğlu, ''Vizyon temelinde bakış Türkiye'nin bütün tarihi ve coğrafi derinliğini kavramayı gerektirir, psikolojik özgüven gerektirir, tereddüt halindeki bir
insanın vizyon temelli bakış oluşturması mümkün değil, Avrupa kendine güvense Türkiye'nin girişinden korkmaz'' diye konuştu.
Davutoğlu, Avrupa'nın, kıtasal güç olma kararı verip, küresel sorunlarla yüzleşmemesi durumunda ''yalnız bir kıta'' olmaya devam edeceği uyarısında bulunarak, bu söylediklerinin Türkiye için de geçerli olduğunu, Türkiye'nin de ''kapsamlı bir yüzleşmeyle'' karşı
karşıya bulunduğunu söyledi. ''Eski yapılar iyiydi biz bu yapılara sığınalım ve kendimizi yenilemeyelim'' demenin yanlış olduğunu kaydeden Davutoğlu, Türkiye'nin coğrafi, tarihi derinliğe sahip ve bu açıdan küresel problemlerle ilgilenmek zorunda olan bir ülke olduğunu belirtti.
Davutoğlu, AB'nin ''kıtasaldan küresel güce geçişte'' Türkiye'nin desteğini yanında bulmaması halinde büyük sorunlarla karşı karşıya kalacağını, aynı şekilde Türkiye'nin de AB'ye, ''eklemlenen, yük olan bir ülke gibi değil de AB'ye gerçek anlamda katkı sağlayan yeni bir
unsur, ortak kaderin bir parçası olarak'' girebilmesi gerektiğini kaydetti.
Müzakerelerin açık uçlu olması, özel statü gibi konuların ''ortak kader'' bilincini yok ettiği için kendilerini rahatsız ettiğini vurgulayan Davutoğlu, müzakere sürecinin sürdürülebilir olması ve içinde ''karşılıklı güvene dayalı ortak yolda yürüyoruz'' inancının olması gerektiğini de belirtti.
Davutoğlu, o zaman Türkiye'nin de AB'nin de çok önemli küresel güç olarak 21'inci yüzyılın ilk çeyreğini tamamlayacaklarını ifade ederek, hem Türkiye'de hem AB'de vizyon temelli yaklaşımların egemen olmasını, risk temelli yaklaşımların ''bütüncül resmi'' görmeye engel olmamasını ümit ettiğini söyledi.

GÜL'ÜN YAZILI AÇIKLAMASI-

Bu arada Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, sempozyuma gönderdiği ve Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Halaçoğlu tarafından okunan açıklamasında, Türkiye'nin Avrupa'daki yerine ilişkin tartışmalara, tarihsel önyargıların ve indirgemeci
yaklaşımların gölgesi düşürülmeden, bilgiye ve akla dayalı vizyoner yaklaşımlarla cevap verildiği takdirde olumlu neticeler alınabildiğini söyledi.
Gül, ''17 Aralık kararına AB'nin ve Türkiye'nin geleceği perspektifinden baktıklarını, üyelik yolunda sağlam adımlarla ilerleyen, bu yolda katılım müzakerelerini sürdüren bir Türkiye'nin
Avrupa'ya sağlayacağı katma değerin yanı sıra günümüz dünyasının çok ihtiyaç duyduğu küresel uyuma katkısının göz önüne alınması gerektiğini düşündüklerini'' ifade etti. Bakan Gül, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ''Karşılıklı etkileşim dolu yüzyıllar neticesinde bugün geldiğimiz konumda, Avrupalılık kimliği, içinde Türk unsurunu da barındıran bir zenginlik ve olgunluğa erişmiştir. Türkiye de Avrupa'nın değerlerini giderek daha çok benimsemektedir. Türkiye'nin AB'ye üyelik süreci bu tarihsel gelişimi taçlandıran bir bütünleşme projesidir. Bu proje çerçevesinde Türkiye ve Avusturya arasındaki dostluk ilişkisi de her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecek şekilde kapsamlı bir ortaklık ilişkisine dönüşecektir.'' (MEH-ŞP) 13:51 13/12/04”

 
Avusturya ile Türkiye arasındaki bilimsel, kültürel ve eğitimdeki işbirliğini, sadece ikili ilişkilerde değil, aynı zamanda Avrupa Birliği kapsamında da geliştirmek, OTW'nin öncelikli hedeflerinden biridir. Bilgi paylaşıldıkça büyür.